Erkek jigololar sahnede 2019

Erkek jigololar sahnede 2019 Erkek jigololar sahnede

Erkek jigololar sahnede

KEREM AKÇA /
5 EKİM FİLMLERİ
Daha ziyade sahne şovu yapan erkek jigoloların hikayesi olarak anılacak “Striptiz Kulübü”, Soderbergh’in “Kiralık Sevgili” ile ele aldığı telekızlık temasının cinsiyetini değiştiriyor burada. Büyük oranda bu striptizcilik mesleğinin yarattığı mahremiyet sorunsalı ile teşhirciliği allak bullak edecek yapıbozucu bir görsellikle hareket eden film, buradan yalnızlığı vurgulayan buhran bir tabana doğru ilerliyor. Yönetmen de büyük oranda Fransız Yeni Dalgası’nın cinsel özgürlük çevresindeki temaları ile 70’ler Amerikan sinemasının uzun planlar ve dinginlikle yürüyen yönetmenlik anlayışını bir araya getiriyor. Karşımıza her zaman olduğu gibi ‘RED’ bazlı postmodern bir görsel gelenek çıkarıyor. Mahremiyeti ve teşhirciliği; röntgenci kamera, detay planlar, alan derinliği hakimiyeti, boyutsuz çıplaklık ve yıkılan açı karşı açı tekniği ile sarıp sarmalıyor. Karşımıza da Soderbergh külliyatından bambaşka bir ana akım karşıtı üslup çıkarıyor.
Sinemada kadın striptizci hikayelerine rastlasak da, erkek striptizci hikayelerini çok fazla görmeyiz. Sadece Peter Cattaneo imzalı tipik bir İngiliz işçi sınıfı öyküsü “Anadan Doğma” (“The Full Monty”, 1997) gelir aklımıza ilk düşünüşte. Bu da teşhir etmeye, mahremiyetten uzaklaştırmaya yakın olanın halk ve kültür açısından kadın vücudu olduğunu anlatır aslında. Erkek bir striptizci düşününce ise hemen ‘eşcinsel’ okumaları karşımızda bulmak isteriz, ya da en azından gözümüzün önünde öyle bir görüntü canlanır.


70’li yıllar dokusuna Fransız Yeni Dalgası temaları
Soderbergh belli ki bu durumu iyi analiz etmiş ve ‘striptiz’ meselesinin tersi istikamette duran bir hareketlenme sağlamış. Daha en baştan da Channing Tatum, Alex Pettyfer ve Matthew McConaughey gibi yeteneğiyle değil fiziğiyle bilinen, kadınların hayran olduğu oyuncuları tercih etmiş. Bu başlangıç bir şeyleri fitillerken büyük oranda bir ‘cinsel arayış’ın orta yerinde özgürlükçü ve ahlaki, Fransız Yeni Dalgası temalarını akla getiren bir varoluşu beraberinde getirmiş.
“Striptiz Kulübü” (“Magic Mike”, 2012) de Hollywood’un 70’li yıllarına olan Soderbergh aşkını bu temalarla birleştirip bambaşka bir anlatının orta yerine yerleştirmiş. “Çapraz Ateş”deki (“Haywire”, 2011) o dönemin casusluk gerilimlerini ‘wuxia’ etiketiyle sinemalaştırma ile “Salgın”da (“Contagion”, 2011) salgın meselesini ‘cinema-vérité’ esaslarıyla günlükleştirme düşüncesinin ardından burada da özgürlükçü taban soğukkanlı bir ‘RED’ ruhuyla kaplanmış.
Açı-karşı açı tekniğini yıkıp münferit çerçevelerden oluşan bir görsel yapı inşa etmiş
Aslında işin özü o kadarla bitmiyor. Zira yönetmen “Salgın”da yaptığı gibi açı-karşı açı tekniğini yıkıp, olabildiğince parçalardan oluşan bir görsel yapı inşa etmiş. Ana akım sinemanın karşısında duran ve mükemmeliyetçi yapaylığı reddeden yaklaşımını çiğ ‘kalça’ ve ‘çıplak vücut’ görüntüleriyle sarmış.
Bunu yaparken de ‘locked-down shot’ dediğimiz duyduğumuz ama görmediğimiz görüntü tanımlarından bir bütün oluşturmuş. Minimalist sinemaya yaklaşmış. Açılış sekansı zaten her şeyi anlatıyor. Sahneye karşı konuşan McConaughey’nin ‘omuz üstü’ planı ile onun ardından gelen Channing Tatum’un yataktan kalkmasıyla yükselen ‘kalça’ planı bir şeyleri özetliyor. Bu ‘uyum’lu durum, filmin akışı ve örgüsü adına da önemli.
Mahremiyete ve teşhirciliğe karşıt bir duruş
Zira Soderbergh’in amacı burada ‘bakış açısı’nı ortaya koyarak mahremiyete ve teşhirciliğe parmak basmak esasen. Striptize yaklaşımı bir yaşam tarzına çevirerek bu meseleleri yapısal anlamda yerine getirmek. Bu da röntgenci bir kamera algısı getirirken, sahne performanslarındaki tempo ve volüm yükselişini montaj sekanslar ile halleden yönetmenin, kamerayı biraz daha uzağa koyduğu görülebiliyor.
Ancak esasen özel hatta inadına plan sekanslarla çalışıp 70’ler politik Amerikan sineması duygusunu yaratan Soderbergh, bunlara soyunma odasında geniş açıdan başlamadan inşa ettiği anları ve diğer sekansları ekliyor. Beklenmedik ‘giriş planları’nın temsilcisine dönüşen görsel yapı, ivmesini bu ‘olağan dışı’lıktan alıyor. Büyük oranda da sanki striptiz kültüründe yükselen mahremiyete ve teşhirciliğe karşı bir duruş izliyoruz.
“Kiralık Sevgili” ile akraba
Filmin de amacı zaten bireysel striptiz fantezilerinden özel hayattaki üçlü ilişkilere, aşktan tutkuya, uyuşturucudan kalça görüntülerine kadar bir cinsel özgürlüğün peşinde koşmak. Bunu yaparken gerçek anlamda seks sahnelerini yakın planla ya da tilt ile halledip ‘göstermemek’ ve boyutsuz çıplak vücut görüntülerini öne çıkarmak yönetmenin esasına dönüşmüş. Bu da aslında seyircinin gözünden oluşan gerçek hikayeyi takip edip striptizin ve cinselliğin teşhirine alan açma düşüncesini yerle bir ediyor. Louis Malle, Eric Rohmer gibilerinde gördüğümüz ahlaki bakışı bunların yerine geçiriyor.
Soderbergh “Kiralık Sevgili”de (“The Girlfriend Experience”, 2009) ‘telekız’ hikayesi için yaptığını burada bir kademe yukarı taşıyor. Orada gerçek telekız kullanan yönetmenin Tatum, Pettyfer ve McConaughey’in bedenlerinden beslenmesinin yanında büyük oranda da sinemaskop formatını zekice kullanıp gerçeğin ta kendisine dönüştürüyor. Yönetmenin orada hikaye kurgusunu bozarak uyum sağlayamadığı özgürlükçü dünya ise burada bambaşka katmanlara açılıyor.
Louis Malle temalarıyla Godard ile Pakula film çekmiş gibi
Sadece “Çapraz Ateş”te de ana karaktere uzanan teşhirciliği ‘kaslar’ ya da ‘güreşçi’ karakterle bozması burada hedeflere ekleniyor gibi. Kameranın bir süre ‘striptizci şefi’ McConaughey’nin yüzünü değil sesini hissettirmesi bir tarafa, sahne performansları ile özgürlükçü gece görüntülerini üst üste bindirmesi, bu ‘cinsel açlık’ı ya da ‘teşhir’i yüzümüze yüzümüze vurması anlamına geliyor.
“Striptiz Kulübü”, büyük oranda Louis Malle temalarıyla Pakula ile Godard’ın çektiği yapıbozucu ve soğukkanlı bir erkek cinsel arayışı filmi olarak anılabilir. Bunu striptizcilik üzerinden yapması hayat kadınlığına ya da jigololuğa kayan mesleği hunharca inceleyip karşımıza çıkanlarda boğulmamızı sağlıyor.
Gerçek hayatta yalnızlık, sahnede ikiyüzlülük
Mahremiyet ve teşhirciliği röntgenci kamera ve bakış açıcı kamerasıyla gözlem altına alan yönetmen, elimize gerçek bir genel plan-detay plan oluşumu asla vermiyor. Detay plan ile açtığı karelerini büyük oranda çok farklı kapatarak geniş açı lensleri öne çıkarmayı tercih ediyor.
Striptiz sahnelerinde bu durum biraz değişip bir bakıma normalde ‘sarı tonun’ dibinden yükselen durağan yalnızlık ve varoluş sorununu, karanlığın içindeki yarı hızlı kurgulu bir ‘şov’a, ‘ikiyüzlülük’e çeviriyor. Her ikisinin de röntgenci kamerayı devreye sokması aslında hayat ile sahnenin farkı olmadığını, her ikisinde de bir ‘cinsel yozlaşma’ ya da ‘cinsel aşırılık’ yaşandığını anlatmaya yarıyor. Popo yakın planları ‘arkadan gelen’ röntgenciliği devreye inadına ve iğrençleştirerek sokup büyük oranda ‘buhran’ gerçekliği yıkmaya yarıyor. RED’in sarı tonlu görüntü algısı ise realizm sosunu devreye sokarak filmin çerçevesini genişletiyor.
FİLMİN NOTU: 7
Künye:
Striptiz Kulübü (Magic Mike)
Yönetmen: Steven Soderbergh
Oyuncular: Channing Tatum, Alex Pettyfer, Matthew McConaughey, Cody Horn, Olivia Mun
Süre: 110 dk.
Yapım yılı: 2012
MUHBİRLER VE DANSÇILAR
Bir IRA mensubunun MI5 tarafından muhbirliğe ve casusluğa zorlanmasını ele alan “Gölgede Dans”, James Marsh’ın çok sevdiği politik açılımlı ‘ikili çatışmaları’ndan birini daha sunuyor. Uzun planlardan, sıçramalı kurgudan ve geniş ölçekli lenslerden güç alıp İngiliz casusluk gerilimlerinin erken dönemini akla getiren anlatı ise yalnızlık, kimlik bunalımı, ihanet gibi kavramları doğru bir tabana, IRA gerçeğine yanaştırıyor. İsminden yan anlamlarına kadar birçok açıdan incelemeye açık, katmanlı bir eser karşımızdaki.
Muhbirlik, casusluk ve teröristlik temsilleri arasında gidip gelen bir IRA filmi denebilir. Biraz İrlanda bazlı bir ‘terör gerilimi’ iskeleti bu aslında. Ancak burada James Marsh bu durumu bir ‘kimlik bunalımı’na çevirmeyi tercih ediyor. Ardından “Nikita”nın (“La Femme Nikita”, 1990) ambalajını farklılaştırarak “Gölgede Dans”ın (“Shadow Dancer”, 2012) iskeletini oluşturuyor. Andrea Riseborough’nun muhbirlikle ya da yeni bir görevle donatılması da soğukkanlı ve tedirgin edici bir atmosferle sunulmuş.
James Marsh’ın çekici ikililerinden bir yenisi
Bu doğrultuda Rob Hardy’nin unutulmaz kaydırmaları, alan derinliği bırakan ve boşluk açan bir ‘yalnızlık’ı resmetmeye yarıyor. Mavi-gri arasındaki metalik ton ise sanki ‘derin İngiltere’ tanımının üzerinden yürüyor. MI5’in insan canını umursamadan yaptıklarını devreye sokup ‘buz gibi’ hale getiriyor. 60’lı 70’li yıllarda yükselen Britanya bazlı casusluk gerilimleri böylece güncel bir temsil bulurken, bir bakıma ‘Soğuk Savaş’ da sonradan yükselen bu ‘terörizm’ tabanına yaslanıyor.
Marsh’ın Collette karakterinin “Kral”daki (“The King”, 2005) Gael Garcia Bernal’ın Elvis tiplemesi misali bir ‘asap bozucu ihanet’ temsiliyle karşılık vermesi ise aslında filmin en büyük kozu. Orada askerden döndükten sonra annesini hatırlamayan papaz babasına (William Hurt) ziyarete gidip ilgi görmeyince onun 16 yaşındaki ‘üvey kız kardeşi’yle cinsel ilişkiye giren karakterin intikam duygusunun, motivasyonunun ve dramatik çatışmasının benzeri burada da var.
“Gölgede Dans”ın Riseborough ile Owen arasındaki ‘saygılı’ çatışma ya da IRA-MI5 arasındaki ihanet mücadelesiyle, oradaki din-asker çatışması üzerinden açılan metinlerle paralellik gösterdiğini görebiliyoruz. Ancak Riseborough’nun geniş ölçekli lenslerde öne çıkan yüz ifadesiyle pek rolünün kadını olamadığını, bunun da daha öncesinde düşünülen Rebecca Hall tercihinin daha iyi olacağı noktasında bir soru işareti oluşturduğunu söylemeliyiz.

Muhalif kimlik bunalımıyla kalıcı olabilir
Fakat Marsh’ın sıçramalı kurgu odağının devam etmesiyle gelen piskolojik mücadele ve kimlik bunalımı sorunsalı, burada daha ‘geniş’ bir yaklaşıma sıçrarken “Gölgede Dans”ın anlamından yükselenler de değer arz eder hale geliyor. Bu kod adının kıvrak çıkarımları adına da filmin hazin sonu büyük oranda cevaplandırıcı oluyor.
Film iyi çekilmiş ve tutarlı bir casusluk-gerilimi izlemek isteyenleri felsefik açılımlarla da tatmin edecektir. Ama bu geleneksellik elbette “Köstebek” (“Tinker Tailor Soldier Spy”, 2011) gibi MI5’in içinden ‘destansı’ bir devrimle yüzleştiğimiz dönemde çok da ‘çıtayı yükselten’ bir ilgi çekicilik sunamıyor. Sadece muhalif kimlik bunalımı incelemeleri adına kalıcı olabiliyor.
FİLMİN NOTU: 5.8
Künye:
Gölgede Dans (Shadow Dancer)
Yönetmen: James Marsh
Oyuncular: Andrea Riseborough, Clive Owen, Gillian Anderson, Aidan Gillen
Süre: 102 dk.
Yapım Yılı: 2012
ORTA YAŞIN YATAK SORUNLARI
Bir Avrupa filminde görebileceğimiz evliliklerdeki orta yaş bunalımını ‘terapist’ yoluyla ele alıp ‘düşünsel’ alanlar açmaya çabalayan bir eser. Ancak “Aşk Yeniden”, bunun adını romantik-komedi olarak koyup biraz işi alaycı hale getirmiş. Filmin ‘cinsel iletişimsizlik’i devreye sokarken cesur davranması ise bu tabanın türün içine iyiden iyiye sızması adına “Aşkta Her Şey Mümkün” ve “İlişki Durumu: Karmaşık” kıvamında bir ‘üst yaş grubu romantizmi’ çıkarıyor karşımıza. “Aşk Yeniden”, eğlenceli, iyi oynanmış ve felsefesi olan bir eser.
Son zamanlarda cinsellik, romantik-komedilerin içine iyiden iyiye sızmaya başladı. “Aşk Yeniden”in (“Hope Springs”, 2012) dramatik damarını göz önünde bulundurunca ise bu konuda metinsel açıdan bir erken dönem Woody Allen filmi kadar malzeme bulabilirsiniz. Üstelik bunu orta yaşlı bir çiftin gözünden akan bir ‘evlilik terapisi’yle devreye sokunca karşımıza ilginç bir ‘durum komedisi’ motivasyonu çıkıyor.
Psikolog-hasta ilişkisi tabanlı bir romantik seks komedisi
David Frankel’in oyunculara ve sahnelere uyum sağlayıp tempoyu fazla yükseltmeyen ve fazladan görsel müdahale yapmayan rejisiyle ayakları üzerinde durduğu eser, Meryl Streep ve Tommy Lee Jones’un canlandırdığı artık farklı yataklarda yatan bir çiftin komikliklerini ele alıyor. O noktaya ulaşırken de Streep’in hafif karikatürize hali ile Jones’un ‘taş fırın erkek’ tripleriyle bir ‘cinsiyet savaşı’na dönüşüyor.
“Yılın Kadını”nın (“Woman of the Year”, 1942) Spencer Tracy-Katherine Hepburn’ünü hatırlatan bu ikili, screwball komedi (romantik-komedinin ilk dönemindeki ismi) kalıplarıyla yoğrulsa da Carell’ın ‘terapist’ karakterinin katkısıyla farklı yollara sapıyor. “Aşk Yeniden”, ‘psikolog-hasta ilişkisi filmi’ formülünü ‘hikaye akışı’ olarak kullanan bir romantik seks komedisi adı altında anılabilir. Evlilik sürecinde yaşananları ele almasıyla da felsefik bir görev üstleniyor.

Cesur, düşünsel ve umut verici
Orta yaşta biten cinsel etkileşimin nasıl yerine gelebileceğini, ağız işinden cinsel fantezilerine kadar cesur yollardan geçerek devreye sokuyor. Streep-Jones uyumuyla seks sahnelerinde yükselen beceri bir yana, filmin Carell’ın terapist tiplemesinin duruşuyla da bir ‘dinamizm’ yüklendiği söylenebilir. Buradan da incelikli bir evlilikte orta yaş bunalımı incelemesine dönüşüp ‘biten cinsel iletişimi yerine getirmek için nasıl yollardan geçilmeli?’, ‘gerçekten de kadının yaşlanmasıyla birlikte erkeğin heyecanı azalıyor mu?’ gibi soruları sorguya aldığı gözlemlenebiliyor.
Bunları yerine ulaştırırken ‘kendini iyi hisset’ tabanından ilerleyip son derece eğlenceli anlar yarattığı da itiraf edilebilir. Bu çiftin ümitlerini, anlık heyecanlarını, birbirlerini tekrardan tavlama çabalarını ve cinsel uyumsuzluklarını alaycı ama manalı bir şekilde ortaya koyduğu şüphesiz. Frankel’in Vanessa Taylor’ın kalemine çok şey borçlu olduğunu da söyleyebiliriz bu noktada. “Aşk Yeniden”in tek sorunu ise karakterler ve esprilerden ziyade bir bütün olarak akılda kalınırlık...
FİLMİN NOTU: 5.7
Künye:
Aşk Yeniden (Hope Springs)
Yönetmen: David Frankel
Oyuncular: Meryl Streep, Tommy Lee Jones, Steve Carell, Mimi Rogers
Süre: 100 dk.
Yapım Yılı: 2012
BELGESEL DEĞİL KARADENİZ GÜZELLEMESİ
Daha çok kurmaca filmleriyle tanıdığımız Fatih Akın, bu kez Çamburnu vilayetindeki çevre kirliliği meselesine belgesel formatında bakış atıyor. Ancak “Cennetteki Çöplük”, maalesef bu konuyla sadece ilgilenmekle kalıyor. Zira Akın’ın ‘kurmaca film karesi’ alma düşüncesinden hasar görerek ‘Karadeniz güzellemesi’ veya ‘oryantalist Türkiye görüntüsü’nden öteye gidemiyor. Belli ki yönetmenin, Rüya Arzu Köksal gibi alanın içinde metotları bilen çevreci belgeselcilerimize danışması gerekiyormuş projeye girmeden önce...
2005’te uluslararası belgesel “İstanbul Hatırası: Köprüyü Geçmek” (“Crossing the Bridge: The Sounds of Istanbul”) ile belgesel aşkını gösteren Fatih Akın, bu kez Karadeniz Bölgesi’nde alıyor soluğu. Babasının memleketi, Trabzon’un Çamburnu ilçesindeki ‘çevre kirliliği’ meselesini mercek altına alıyor. Ama bunu becerebiliyor mu?
Kurmaca kareleri ard arda dizilmiş gibi
İşte O konuda şüpheliyiz. Zira 10 yılda atıklarla çevre güzelliklerini kaybeden bu bölgenin daha iyi kavranması beklenebilir. Akın burada ‘kurmacaya duyarlı’ bir belgesel yönetmeni izlenimi bırakıyor. Bu da büyük oranda görüntü yönetmeninden ‘kurmaca film karesi’ isteyerek bir belgesel bütününü tamamlama arzusundan kaynaklanıyor. Sürekli bir genel ve berrak plan almakla da elbette bu formatı doldurmak çok kolay değil.
Bu durum röportajların azlığıyla fazlaca coğrafi görüntüyü karşımıza çıkarıp, bunların üzerine de ‘kültürel açıdan çekici’ öğeleri ekleyince ‘Batı için ilginç’ izlenimi bırakır hale geliyor “Cennetteki Çöplük”. Büyük oranda da meselesinden ziyade çevrenin güzellikleriyle donatılmış bir ‘Karadeniz güzellemesi’ kıvamına geliyor.

15 dakikalık bir bilgi birikimi bile yok
Akın, bunu aşmak isterken geçmişteki 10 sene önce ‘temiz belde’yi gören insanlarla yapılan söyleşilerdeki umursamazlığa ise bolca takılıyor. Sanki ‘fazla Türk’ olmaya dayanamayıp yönetmenlik duruşunu ve detaycılığını bir kenara bırakmış gibi kendisi...
En azından Cannes Film Festivali’nde de gösterilmiş bir eserde öne atılan tezlerin altından 90 dakikada bir şeyler çıkmasını beklerdik. Ama 15 dakikalık bir bilgi yumağı bile yok elimize aldığımız bütünün içinde. Tamam çevreci bir ideoloji var burada. Ama bu yeterli mi? O konuda emin değiliz.
FİLMİN NOTU: 2.5
Künye:
Cennetteki Çöplük
Yönetmen: Fatih Akın
Süre: 90 dk.
Yapım Yılı: 2012
KEREM AKÇA’NIN VİZYON FİLMLERİ İÇİN YILDIZ TABLOSU
205: Korku Odası (205 - Zimmer der Angst): 3
360: 4
Araf: 7
Aşkın Ömrü Üç Yıldır (L’Amour Dure Trois Ans): 6.1
Ayı Teddy (Ted): 6
Barbara: 7
Baskın (Serbian Maut / The Raid): 4
Bir Mafya Hikayesi (Les Lyonnais): 4.5
Bu Gece Benimsin (You Instead): 5.5
Bourne’un Mirası (The Bourne Legacy): 6
Buz Devri: Kıtalar Ayrılıyor (Ice Age: Continental Drift): 3.5
Cehennem Melekleri 2 (The Expendables 2): 4
Cesur (Brave): 6.6
Cinnet Gecesi (The Incident): 2.4
Cosmopolis: 7
Çanakkale Çocukları: 3.8
[email protected]: Bir Cin Vakası: 3.5
Elena: 6.7
Esaret (À Moi Seule / Coming Home): 5.3
Eva: 4
Geriye Kalan: 5.7
Gökyüzünde Bir Ayna (Katmandú, Un Espejo En El Cielo / Kathmandu Lullaby): 3.5
İlk ve Son Aşkım (Seeking a Friend for the End of the World): 4.6
İnanılmaz Örümcek Adam (The Amazing Spider-Man): 4.5
İsyan (Lockout): 3.5
Kabus (Fairytale): 3.9
Kara Şövalye Yükseliyor (The Dark Knight Rises): 6.2
Kayıp (Gone): 2.5
Kıyamet Kitabı (Doomsday Book): 5.3
Lal Gece: 3.5
Lanetli Ruh (Emergo): 5.5
Miss Bala: 6.8
Mutluluğa Boya Beni (Le Tableau): 4
Ne Adam Ama (What a Man): 5
Olmak İstediğim Yer (This Must be The Place): 6.5
Ölüm Uykusu (Mientras Duermes / Sleep Tight): 4.2
Özgür Adamlar (Les Hommes Libres / Free Men): 4
Paris-Manhattan: 5.3
Polis (Polisse): 7.5
Roma’ya Sevgilerle (To Rome with Love): 4
Ruh (The Pact): 5.5
Sadakatsizler (Les Infidèles): 4.5
Sahte Gelin (The Decoy Bride): 2.2
Savaşın Çiçekleri (The Flowers of War): 3.5
Şimdi Gel de Gör Beni (Lola Versus): 4.9
Tepedeki Ev (Kokuriko-zaka Kara / From Up on Poppy Hill): 5
Tehlikeli Takip (End of Watch): 4
Tımarhane (Graystone Park): 2.5
Tinker Bell: Gizemli Kanatlar (Secret of the Wings): 3.5
Uyarısız Şiddet: ATM (ATM): 4
Vahşiler (Savages): 5.5
Vampir Avcısı: Abraham Lincoln (Abraham Lincoln: Vampire Hunter): 4.5
Yargıç Dredd (Dredd): 5.8
Yasak Aşk (En Kongelig Affære): 3.5
Yaşam Savaşı (La Guerre est Déclarée): 6.3
Yurt: 3
Not: Yıldızlar, 10 üzerinden verilmektedir.

Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlananKullanım Koşulları’nı veGizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

Erkek jigololar sahnede 2019

Erkek jigololar sahnede 2019

Related news

  • Fenerbahçeden son dakika transfer haberleri (5 Ağustos 2018)
  • Domatesli Omlet Tarifi
  • MAVİ KURDELEDEN FİYONKLU BEBEK YELEK YAPMAK
  • Evliliğin 10 Düşmanı
  • Bilinçsiz Ağrı Kesici Kullanmanın Zarararı Nelerdir

  • Erkek jigololar sahnede

    Erkek jigololar sahnede


    Erkek jigololar sahnede

    Erkek jigololar sahnede

    Erkek jigololar sahnede

    Erkek jigololar sahnede

    Erkek jigololar sahnede

    Erkek jigololar sahnede

    Erkek jigololar sahnede

    Erkek jigololar sahnede

    Erkek jigololar sahnede

    Erkek jigololar sahnede

    Erkek jigololar sahnede

    Erkek jigololar sahnede

    Erkek jigololar sahnede