22 Kasım 2019 Pazartesi



22 Kasım 2019 Pazartesi
22 Kasım 2019 Pazartesi

3 Aralık 2019 Cuma

Garnitürlü Kereviz ve Blog Oscarları


Acilen yemek yetiştirilmesi gereken günlerin kolay yemeklerinden biri. Konserve garnitür kullandığım için böyle diyorum. Garnitür evde hazırlanacak olunca hazırlaması uzayacak haliyle. 
İşin içinde soğan doğramak ve kavurmak olmayınca bana yemekler hep kolay gelir ama garnitürlü kereviz gerçekten şipşak yemeklerden biri. Hazırlaması kolay, pişmesi çabuk, kereviz sevenler için lezzeti güzel.

Malzemeler:
2 adet büyük yumrulu kereviz
8 çorba kaşığı garnitür
1 tatlı kaşığı nişasta
1/2 limonun suyu
4 tatlı kaşığı zeytinyağı
Yapılışı:
Kerevizlerin sap kısmı kesilir, yumruların kabukları derince alınır. Yıkandıktan sonra ortadan ikiye bölünür. Ortaları oyularak çıkarılır.(Kabak oyacağı ile eğimli olarak girip, beş-altı darbede ortasını rahatça oyabiliyorum)
Çıkarılan kereviz içlerinin bir kısmı küçük küçük doğranır. Suyu süzülmüş garnitürle karıştırılır. Hazırlanan iç, uygun boydaki tencereye yerleştirilen kereviz çanaklarına dağıtılır.
(Kutuda kalan garnitürü, kısa zamanda kullanacak başka bir yer yoksa, çanakların etrafına da yayabilirsiniz)
Bir kap içinde limon suyu içinde nişasta ezilir. Üzerine tuz  ve zeytinyağı ilave edilerek karıştırılır ve kereviz çanaklarına yerleştirilmiş garnitürlerin üzerine gezdirilir.
Kereviz çanaklarının üst kısmından yaklaşık yarım santim daha aşağıda olacak şekilde su ilave edilir. Orta hararetli ateşte pişirilir. Ara ara kontrol edilir, pişme tamamlanmadan suyu azalmışsa çanakları aşmayacak şekilde sıcak su eklenir. Bir çatal yardımıyla kerevizlerin pişip pişmediği izlenir. Pişen yemek ılık olarak veya oda sıcaklığında servis edilir.

Afiyet olsun

Sinema endüstrisi ile hiçbir ilgim olmadığı halde hatta sadece sıradan bir sinema izleyicisi olmama rağmen Oscarları aldım.
Sinemanın Oscar'ından daha büyük benim için,  gönüllerin Oscarları çünkü. SevgiliYeldave size nasıl teşekkür edeceğim bilemiyorum. Mutluluklar hep sizinle,  sevdiklerinizle ve sevenlerinizle olsun.
Geldik işin en zor kısmına. Duygularımı, iç çatışmalarımı şu yazımdada açıklamıştım. Bu kez kurallara karşı geliyorum ve tüm blog arkadaşlarıma gönderiyorum bu ödülü. İyi ki varsınız Sevgili ve Değerli Blog Dostlarım.
Gönderen sarkaç

22 Kasım 2019 Pazartesi

Zeytinyağlı Kereviz Türlüsü ve Mimler


Bir çeşit kış türlüsü sayabileceğim bu yemek, hafif tarifler arayanlara bir alternatif. Kereviz tadı ağır bastığı için kereviz türlüsü adını verdim. Kerevizle havuç ve patatesin uyumu genel kabul görüyor. Ben bir de ayvayı ekliyorum bu karışıma. Tadını ise çok seviyorum. Bakalım siz beğenecek misiniz?


Malzemeler:
2 adet kereviz(Yumrularını kullanıyorun, rayihasını sevdiğim için azıcık yaprak ekliyorum. Kalan yaprakları ise farklı şekillerde değerlendiriyorum.)
1 orta boy patates
2 orta boy havuç
1/2 ayva
1 büyük kuru soğan
1 büyük, sulu portakal
3 çorba kaşığı zeytinyağı
Yapılışı:
Sebzeler yıkanır, kabukları soyulur. Soğan halka olarak, diğerleri elma dilimi şeklinde doğranır. Alçak kenarlı bir tencerenin içine dizilir.(Bu dizme şeklini Sevgili Meltem'den öğrendim. Ayvayı ben eklediğim için  özellikle ayvanın yerleştirilme şeklini belirtmek isterim.)Ayva çok çabuk piştiği için, önce diğer sebzeler özellikle de kereviz geniş tabanı aşağı gelecek şekilde dizilirken, ayvalar geniş tabanı üste gelecek şekilde sebzelerin üzerine dizilir. Ortasına soğanlar yerleştirilir.
Portakalın suyu sıkılır, zeytinyağı ve tuzla çırpılır. Sebzelerin üzerine gezdirilir. (Portakal sulu ise su eklemeye gerek kalmıyor, en az yarım su bardağı portakal suyu olmalı.) Orta hararetteki ocakta kerevizler yumuşayana kadar pişirilir. Soğuk olarak servis edilir.

Afiyet olsun.
Bir de Mim,
Sevgili Zeliha’cığım ve Emine'ciğim beni mimlemiş. Hatırlanmak çok güzel ama bu mimi cevaplaması oldukça zor, epey bir açık da verdirecek bana.

Eğer, “anne” sözcüğünü çok severim, “ama anne yaaa” söz dizisini hiç sevmem, dersem ne kadar da despot diye düşüneceksiniz.

Çağıl çağıl akan bir ırmak, zirvesi karlı bir dağ gördüğümde heyecandan mı bilmem gözlerimin yaşardığını söylesem,

Donuk bir bakışın bütün heyecanımı öldürdüğünü,

Kedi mırıldamasını duyabilmek için kulağımı kedinin boynuna dayadığımı, yüksek desibelli seslerin tümünü sevmediğimi,

Elinde silah ve benzeri tutulan hiçbir mesleğe sahip olmak istemediğimi, (ama -kendimle çelişir şekilde- balık avlamaktan büyük zevk aldığımı, bunu söylemekten nasıl da utandığımı )

Müzik kulağına sahip olabilmeyi ne kadar istediğimi,

Kendim olmasaydım, ideale en yakın insan kimse o olmayı dilediğimi,

Şehrin nimetlerinden çok da uzak olmadan, havası temiz, sakin bir yerde, kocaman ağaçların ve denizin yanında yaşamayı hayal ettiğimi,

Bu kadar alıngan ve çekingen olmamın en büyük kusurum olduğunu düşünürken, “hadi canım …. kusurların varken… “ diye düşünülmesinden korktuğumu,

Kötü huylarımın hiç birinden keyif almadığımı,

Küçücük bir çocuk gibi kahramanımın hala babam olduğunu,

En çok kullandığım kötü kelime olan “gıcık” dan artık vazgeçtiğim ve yerine başka bir kötü kelime koymadığım için mutluluğumu,

Şu an kaotik bir ruh halinde olduğumu,

“Her şey olacağına varır” sloganının özetlediği hayat felsefemden aslında hiç de memnun olmadığımı,

Mutluluk rüyamın bir nefes sıhhat gibi basit ama çok önemli olduğunu söylesem de, küçücük de olsa bir teknemin olmasının fena olmayacağını,

Karamsarlığın mutsuzluğun ta kendisi olduğuna inandığımı,

Nineciğimin duasıyla iman selametiyle ölmek istediğimi,

söylersem;
nerede kalacak benim ketumluğum?

Her şeyi açık ettim, bari Allah’ın bana ne söylemesini istediğimi kendime bırakayım.
Derken bir de ne göreyim? Sevgili Yeşim'ciğim de beni mimlemiş. Üstelik yedi maddede garipliklerimi ve yapamadıklarımı yazacakmışım. İyice ipliğim pazara çıkacak yani.
Mutfakta bardakların, tabakların, çanakların benim yerleştirdiğimden farklı yerlere konmasından hiç hoşlanmam.
Bulaşık makinesini, çamaşır makinesini çalışır halde bırakıp dışarı çıkamam.
Kalabalıkta ruhum daralır, hele alışveriş merkezlerinde.
Sabah erken, etrafta insanların az olduğu zamanlarda kedilere, köpeklere, kuşlara ve çiçeklere günaydın derim. Bazen abartıp tanımadığım insanlara  da derim, şaşkın şaşkın yüzüme bakarlar.
Konuşmaktan adeta korkarım, iki üç kelimeyle derdimi anlatıp kaçmak isterim.

Birine adres sormaktansa saatlerce dolaşıp ararım.
Sinir olduğum şeyleri sinir olduğum davranışları yapanlara söyleyemem. Sonra da madem ki söyleyemiyorsun, sinir olmaya hakkın yok diye kendime kızarım.

22 Kasım 2019 Pazartesi



22 Kasım 2019 Pazartesi

Related news

  • ABDli ünlü vokalist Della Miles Dalyanlı oldu
  • Miley Cyrus Saç Modelleri 2019
  • Muhallebili Bisküvi Pastası
  • Etiket: spor ayakkabı modelleri
  • Lipitabs Fiyatı Nedir Nasıl Kullanılır

  • 22 Kasım 2019 Pazartesi

    22 Kasım 2019 Pazartesi


    22 Kasım 2019 Pazartesi

    22 Kasım 2019 Pazartesi

    22 Kasım 2019 Pazartesi

    22 Kasım 2019 Pazartesi

    22 Kasım 2019 Pazartesi

    22 Kasım 2019 Pazartesi

    22 Kasım 2019 Pazartesi

    22 Kasım 2019 Pazartesi

    22 Kasım 2019 Pazartesi

    22 Kasım 2019 Pazartesi

    22 Kasım 2019 Pazartesi

    22 Kasım 2019 Pazartesi

    22 Kasım 2019 Pazartesi

    22 Kasım 2019 Pazartesi

    22 Kasım 2019 Pazartesi

    22 Kasım 2019 Pazartesi

    22 Kasım 2019 Pazartesi

    22 Kasım 2019 Pazartesi

    22 Kasım 2019 Pazartesi

    22 Kasım 2019 Pazartesi